|
Çakallığa Reddiye
Gönderen : RAHMİ
- Tarih : 16/6/2011
'Çakal'lığa Reddiye
Kaostan kozmosa, oradan da buraya. Yokluğun varlığına hükmeden kudretin, varlığın yokluğuna ne zaman hükmedeceğine ilişkin tek bir belirti yok. “Hikmetinden sual olunmaz” yargısına kaç anlam yüklenebilir? İlkçağ filozofları epey kafa yorduktan sonra evrende bir yasanın olduğunu görünce, bu yasanın dünyada da uygulanabileceğine, bu kozmik düzenin ahlaki yasalara da indirgenebileceğine hükmettiler. Her ne kadar Milet Okulu'nun üç bilgesi ayrı telden çalmışlarsa da, yolları bu noktada kesişiyordu.
Evrendeki yasanın mükem...
|
|
BİTLİSLİ KARDEŞİME - Nil ERDEM
Gönderen : hayuse
- Tarih : 9/5/2011
Canımdan öte can kardeşim,
Sana olan mahcubiyetimi bu mektupla gidermenin imkânsızlığını, daha yazarken biliyorum.
Yaptığımız ayıptan sonra gece karası gözlerinin dolu dolu olduğunu bildiğim gibi.
Ve her sabah güneşle yıkadığın yüzünde dolaşan kederin suçlusunu tanıdığım gibi.
Bolu ve Bitlis’te yaşayan gazeteci ağabeylerle ablalar önayak oldular, bir kardeşlik köprüsü kurdular. Bizden de istediler ki bu köprüden geçelim, kardeşliğin suyundan içelim.
Sen, ey güzel kardeşim, Bolu’ya geldin.
Yaşadığımız şehri gördün.
...
|
|
Tiranlık ve Haysiyetsizlik!
Gönderen : RAHMİ
- Tarih : 5/5/2011
Kökünden hoyratça koparılan narin bir selvi artık odundur; ne küçük düşürücü bir durum! Öfkesi daha vahim; yanmak, kül olmak, yani yok olmak. İnsan için vaziyet çok mu farklı?
Toplumun beyin kıvrımlarını alçıyla dondurmaya çalışan düzenbazların üç asırlık çabası zehirli sarmaşık gibi, sardığı hiçbir şeyin yeşermesine tahammül etmez; kurutur, yok eder.
Güneşin rengini imansız bir köre anlatmaya çalışan Bilge çaresiz, Peygamber mahzun. Nebi, “İki günü bir geçen, ziyandadır” diyor; son birkaç asır heba olup gitti.
Ah Zerdeşt! Nefret etti...
|
|
Tarihin Dipsiz Notu -2
Gönderen : RAHMİ
- Tarih : 19/4/2011
Cumhuriyet dönemi, cumhurun adam yerine konulmadığı dönemdir. Yönetimi ellerinde bulunduran aristokrasi midir, monarşi midir, oligarşi midir; kesin bir yargıya varmak gerçekten zor. Türkiye, Batı anlamında kendi burjuvazisini oluşturamamıştı; bu boşluğu askeri elit tamamlamaya çalışıyordu. Ya yönetim biçimi? Bu, daha da karmaşık. Demokratik bir yapı bugüne kadar yeşerebilecek bir iklime kavuşamamıştır. İlkeler kapsayıcı ama kim için? Devletçilik, komünizme göz kırpar gibi; ama değil. Devletçilik, hem faşizmin hem komünizmin vazgeçilmezi. Bizdek...
|