Untitled Page
 

En Beğenilen Fotoğraflarım

BİTLİS


KÜLTÜR ENVANTERİ
Bitlis, İlimiz Doğu Anadolu Bölgesinin güney bölümünde, Van Gölü’nün batısında yer alan bölgenin en eski yerleşim birimlerindendir. Bitlis vadi içerisinde oldukça engebeli bir arazi üzerinde kurulmuştur.
Çok eski bir tarihe sahip olan Bitlis İlimiz, vatanlık ettiği medeniyetlere ait ve günümüze kadar bir çoğu ayakta kalan kültür ve tabiat varlıkları ile, doğuda adeta keşfedilmeyi bekleyen bir hazine gibidir.
Günümüzde dünya ülkeleri için önemli bir gelir kaynağı olan Turizm, ülkemiz içinde gelişmekte olan ekonomimizin itici gücü durumundadır. İşte Bitlis İlimiz, ülkemizin batıya ve Ege kıyılarına sıkışmış olan turizmine hem doğuda açılmış bir pencere, hem de bu sektörde sahip olduğu zenginliklerle üzerine düşeni yapmaya hazır bir ilimizdir.
Tabii ve tarihi dokuları en az bozulmuş ender illerimizden biri olan Bitlis, doğal güzellikleri içerisinde yer alan tarihi varlıklarıyla adeta bir açık hava müzesi görünümündedir.
Bitlis İlinde gezer ve 20. yüzyıl sonunu yaşarken aynı zamanda zaman tünelinin herhangi bir diliminde yaşamanız mümkündür.
Kış sporları ile Türkiye’nin en büyük yanardağı Nemrut seyrine doyulamayan Vangölü bir hilal gibi gölü kucaklayan Tatvan, Ahlat ve Adilcevaz İlçeleri, Büryan kebabı, Bitlis’te beş minaresi, havası, büyüleyici doğal güzelliği, zengin kültür varlıkları, misafirperver insanı ile Bitlis gezilmesi, görülmesi gerekli adeta bir yeryüzü cenneti gibidir.
EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNAMESİNDE BİTLİS'TE YAPMADAN DÖNME
1) Doğa harikası Nemrut Dağı ve Nemrut Krater Gölü ; İlimize gelen kişilerin mutlaka görmesi gereken yerlerin başında yer almaktadır.
2) Ahlat Kümbetleri ve Selçuklu Mezarlığı ; İlçede bulunan 14 Kümbet ve 200 dönümlük alanda yer alan Tarihi Selçuklu Mezarlığı,
3) Bitlis Kalesi,İhlasiye Medresesi,Şerefiye Camisi ve Kümbetler mimari özellikleri bakımından mutlaka görülmesi gereken yerlerdir.
4) Büyük bir kısmı İlimiz sınırları içinde bulunan ve dört bir yanı doğal plaj niteliğindeki Van gölünün, çeşitli cilt hastalıklarına şifa  sodalı sularında yaz mevsiminde  deniz-kum ve güneşin keyfini çıkarma ayrıcalığını  yaşamak gerekir.
5) Kış aylarında Bitlis’e gelip de bütün canlılığıyla yaşanan kayak sporunun keyfini çıkarmamak olur mu?
6) Şerifbey tepesinden Bitlis’in,  tarih ve doğanın  kucak kucağa uyumunu seyretmenin zevkine doyum olmaz.
7) Bitlis kültürünün önemli dinamiklerinden birini oluşturan düğünlerine denk gelindiğinde katılıp, geleneksel farklılıkları yaşamak gerekir. 
8) Yemek : İlimizi ziyaret edeceklerin mutlaka yemeden gitmemesi gereken yemeğimiz ülkemizde haklı bir üne sahip olan “Bitlis Büryan Kebabı”dır. Oğlak etinden yapılan bu yemeğimiz dört mevsim  yenilebilir. Uykusundan fedakarlık yapabilenler  sabah saat 05:00’te “Avşor” adı verilen yemeğimizi de tadabilirler.
Nemrut Dağı ve Krater Gölü:
İlimiz sınırları içindeki eşsiz doğa harikası Nemrut Yanardağı son olarak 1440 yılında faaliyetini göstermiştir. Patlamalar sonucu oluşan ve krater ağzı genişliği 48 kilometrekare  olan  Nemrut Kalderasında, deniz seviyesinden 2247 m. yükseklikte, irili ufaklı 5 tane göl bulunmaktadır.Türkiye’nin en büyük  Krater Gölü olan Soğuk Göl, l3 km.2’lik yüzölçümüyle Nemrut Dağı Kraterinin yaklaşık üçte birine yayılıyor. Dik ve yüksek kayaların çevrelediği göl, her türlü su sporları ve aktivitelerinin yapılabileceği potansiyele sahiptir. Ayrıca Nemrut Kalderası, zengin bitki örtüsüne de sahiptir. Nemrut Krater Gölü, Bitlis Merkeze 35, Tatvan’a 15 kilometre, Ahlat’a 30 kilometre mesafededir.
Ahlat Müzesi:
Ağırlıklı eser grubunu Selçuklu dönemi Sgrafitto (sır altı bezeme) ve Lüster (sır üstü bezeme) teknikli seramikler oluşturur. Bunlarda prenses figürleri, hayvan ve bitki bezemeleri yer alır. 1971 yılında hizmete açılan  müzede Urartu ve Bizans dönemine ait eserler de yer alır. Bakanlığımıza ait bu müze mesai saatleri dahilinde ziyaret edilebilmektedir. Tel-Faks: 0 434 412 40 26
Ulu Camii :
Bitlis  Şehir merkezinde yer alan camii, kitabesine göre; Milâdi 1150 yılında Ebu’l Muzaffer Muhammed tarafından yapılmıştır. Dış görünüşündeki tek özellik kıble tarafında bulunan konik külahlı dış örtüsü ile camiden ayrı bir kule şeklinde yükselen minaresidir. Kitabesinden anlaşıldığına göre minaresi 1492 yılında yapılmıştır. Osmanlı mimari özelliklerini taşıyan minare, restorasyon çalışmaları sonucunda asıl özelliğinden uzak basit bir görünüme bürünmüştür. İbadet saatleri dışında sürekli ziyarete açıktır
Gökmeydan Camii :
Merkez Gökmeydan semtinde bulunan camii kitabesinde 1801, minare kitabesinde ise 1924 tarihleri kayıtlıdır. Sivri kemerli anıtsal birkaç kapısı vardır. Caminin kıbleye bakan dış yüzünde özenle işlenmiş mimari süslemelere rastlanır. Minaresi çok kaliteli bir işçilik ile süslenmiştir. Minare üzerinde süsleme unsuru olarak  geometrik motifler, minik rozetler ve kaval silmeler kullanılmıştır. İbadet saatleri dışında sürekli ziyarete açıktır
Şerefiye Külliyesi ve  Camii :
Bitlis Şehir Merkezinde yer alır. Medrese, camii, imaret ve türbe kısımlarından meydana gelmiş bir külliyedir. Kitabesine göre 1529 yılında  IV. Şerefhan tarafından yaptırılmıştır. Mimari zenginliği ve özellikle giriş kapısındaki süslemelerle dikkati çekmektedir. İbadet saatleri dışında sürekli ziyarete açıktır.
Adilcevaz Tuğrul Bey (Zal Paşa) Camii:
Adilcevaz-Ahlat yolu üzerinde,  göl  kenarındadır.  16.  Yüzyılda Zal Paşa tarafından yenilendiği  tahmin edilen caminin üzerinde on iki küçük kubbe bulunmaktadır. İbadet saatleri dışında sürekli ziyarete açıktır.
Ahlat İskender Paşa Camii:
Eski Ahlat  kalesi bulunmaktadır. Kitabesine göre H.992 (M.1584) tarihinde  İskender Paşa  tarafından, muhtemelen Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Yavuz Sultan Selim zamanında inşa edilen camii, Kanuni Sultan Süleyman döneminde genişletilmiştir. Camii iç ve dış yapılışı itibariyle Osmanlı Mimarisinin tipik bir örneğini teşkil etmektedir. İbadet saatleri dışında sürekli ziyarete açıktır.
İhlasiye Medresesi:
İl Merkezinde bulunan Medrese, Selçuklular tarafından 1216 tarihinde yaptırılmıştır. Döneminin en önde gelen bilim merkezlerinden ( günümüz üniversiteleri ) biri konumundadır. Kitabesine göre 1589 tarihinde Bitlis hanlarından 5. Şerefhan tarafından onarılmıştır. Mimari görünüş açısından klasik Selçuklu estetiğinin tüm özelliklerini taşıyan şaheser, Arkeoloji Müzesi olarak kullanılmak üzere restore edilmiştir. Halen ihtiyaca binaen Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü hizmet binası olarak kullanılmakta olan yapı resmi mesai saatleri dahilinde ziyarete açıktır.  Bahçesindeki ziyaretgah olarak kullanılan Şerefhanoğullarına ait Veli Şemsettin, Ziyaeddin Han, II.Şerefhan ve Üç Bacılar Türbeleri ile birlikte bir bütünlük arzetmektedir.

                           Bitlis; 16. yüzyılda çevresindeki Tatvan, Ahlat, Muş, Bulanık ve Hınıs nahiyeleri kendisine bağlı olan bir Osmanlı Vilayeti iken daha sonraları Muş Sancağına bağlı bir kaza olarak 19. yüzyılın ortalarına kadar gelmiştir. 1879'da Siirt, Muş, Genç, Bitlis merkez sancaklarının bağlı olduğu 4 sancak, 19 kaza, 8 nahiye ve 2088 köyden oluşan bir vilayet olan Bitlis 1919 yılında yeni bir düzenlemeyle ikinci sınıf vilayet olmuş, 1929'da Muş vilayetine bağlı bir kaza haline getirilmiştir. 6 yıl ilçe olarak yönetilen Bitlis, 25 Aralık 1935 tarih ve  2885  sayılı  Kanunla  tekrar  il  haline  getirilmiştir.  4  Ocak  1936 tarihinde yürürlüğe giren bu kanunla Bitlis, Mutki, Ahlat, Hizan ve Kotum ilçelerinden müteşekkil Bitlis Vilayeti kurulmuştur. Bu kanundan kısa bir süre sonra ilçe merkezi Kotum'dan Tatvan'a nakledilmiştir. Ahlat'a bağlı bir bucak merkezi olan Adilcevaz ilçe haline getirilmiş, 1 Mart 1953 yılında son idari şeklini almış iken, 04.07.1987 tarihinde 3392 sayılı kanunla Güroymak Bucağının da ilçe haline gelmesiyle ilimiz bugünkü idari yapısına kavuşmuştur.
İlimizin Adilcevaz, Ahlat, Güroymak, Hizan, Mutki ve Tatvan olmak üzere 6 ilçesi vardır.
Bitlis merkez ilçe ve bağlı ilçelerinde birer belediye teşkilatı, il merkezine bağlı Yolalan, Adilcevaz ilçesine bağlı Aydınlar, Ahlat ilçesine bağlı Ovakışla, Güroymak ilçesine bağlı Gölbaşı ve Günkırı, Hizan ilçesine bağlı Kolludere ile Mutki ilçesine bağlı Kavakbaşı ve Koyunlu beldelerinde birer belediye teşkilatı olmak üzere toplam 15 yerleşim merkezinde belediye teşkilatı bulunmaktadır.
Yüzölçümü: Bitlis İlinin genel olarak yüzölçümü 6.706 km2 dir. Bu rakama Bitlis İli sınırları içerisinde kalan Van Gölünün 1.876 km2’ lik kısmı da dahil edildiği takdirde toplam olarak İlin yüzölçümü 8.582 km2  olmaktadır.
Nüfus: 2000 yılı  genel nüfus sayımına göre tüm yerleşim birimleri dahil 388.678 nüfusa sahip Bitlis İlimiz; 6 İlçe ( Adilcevaz, Ahlat, Güroymak, Hizan, Mutki, Tatvan ), 8 Belde, 334 Köy ve 299 Mezra’ dan oluşur.

GÖRMEDEN GİTME
Yusufiye Medresesi  :
Merkez Girik düzü mevkiinde bulunan bu medresenin XVIII – XIX. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Cennet çukuru denilen kümbet ve mezarlığın bulunduğu semttedir. Bir ara kapalı cezaevi olarak kullanılmış olup, restorasyon çalışmaları  halen devam etmektedir.
Bitlis Kalesi  :
Bitlis Kalesi Şehir merkezinde sert bir kaya bloğu üzerindedir. Şimdiye kadar bilimsel bir araştırmaya yönelik herhangi bir çalışma yapılmadığı için, içinde barındırdığı tüm esrarıyla ve  bütün görkemiyle ayakta durmaktadır.  Yazılı kaynaklarda; M.Ö. 330 tarihinde Büyük İskender’in  komutanlarından Leys Bedlis tarafından yaptırıldığı, çevresinin 2800 metre,  yüksekliğinin 56 metre ve sur kalınlığının 7 metre olduğu,  üstünde muhteşem bir han sarayı ile 300 ev, 1 han, 1 cami, ayrıca  aşağı kalede ise, iki başı demir kapılı bir çarşı, bir bedesten ve birkaç yüz evin bulunduğu  belirtilmektedir. Günümüzde sadece kale mevcut olup, zaman zaman yapılan onarımlarla muhteşem görünümünü korumuştur.
Ahlat Sahil Kalesi  :
Urartular dönemine ait olan kale 1224 yılında meydana gelen şiddetli bir yer sarsıntısı neticesinde yıkılmıştır. İran seferinden dönen Kanuni Sultan Süleyman, Ahlat’a gelip bütün atalarını ziyaret ederek, Zal Paşa ile Mimar Sinan’a sağlam bir kale yapmaları için emir verir. 1557 yılında, Ahlat harabelerinin güneyinde bu günkü kale yapılmış olur. Çevresi 3000 adım olan kalenin duvarları fazla yüksek değildir. 13 kuleden ibaret olan kalenin hendeği, geniş ve sağlam duvarlardan yapılmıştır.
Adilcevaz Sahil Kalesi  :
Van Gölü kıyısında sarp kayalar üzerine kurulmuştur. Yapımında kesme taşlar kullanılmıştır. İç ve Dış kale olmak üzere iki kısımdan meydana gelmiştir. 38 kulesi bulunan kalenin içinde Süleyman Han Cami, cephane mahzeni, buğday ambarları, su sarnıçları, mehterhane kulesi ve 70 ev bulunduğu kaynaklardan anlaşılmaktadır. Günümüzde sadece kalıntıları mevcuttur.
Küfrevi Türbesi (Bitlis):
1898 tarihinde, Bitlis mimari yapısından tamamen farklı bir tarzda yapılan türbe, Küfrevi Konağı’nın bahçesinde kurulmuş bir ziyaretgahtır. Dış görünüşü itibariyle İstanbul’ daki “Geç Dönem” türbelerine benzemektedir.
Emir Bayındır Kümbeti (Ahlat) : 
Taht-ı Süleyman mahallesindedir. Kümbeti üst taraftan çepeçevre saran kitabesinde, hicri 886 yılında ölen Melik Bayındır İbn-i Rüstem Bey’in adı yazılıdır. Ahlat kümbetleri içerisinde en ilgi çekeni olanıdır. Sütunlar ve kemerlerle binaya doğru açılan silindirik gövdesi kare kaide üzerine oturtulmuştur. Dışarı doğru taşan konik külahı ve süslemesi ile diğer kümbetlerden oldukça farklıdır.
Çifte Kümbet (Ahlat) :
İki kümbet yanyanadır, büyük kümbet Akkoyunlulardan Bugatay Aka ile Şirin Hatun’a küçük kümbet ise Esen Tekin Hatun’a aittir. Güney ve Batı cephesindeki kitabelerde, 1280 tarihinde yapıldığı yazılıdır.
Emir Ali Kümbeti (Ahlat) :
Bu kümbet harabe şehir yolu üzerinde bulunmaktadır. Kitabesi Rus harbinde kırıldığı için yapılış tarihi kesin olar bilinmemektedir. Mimari özelliklerinden yola çıkılarak 14. Yüzyıla ait olduğu düşünülmektedir. Kare planlı ana mekanın önünde, duvarları kademeli olarak yükselen bir kısım bulunmaktadır. Biçim özelliği olarak diğer kümbetlere benzemektedir.
Usta  Şagirt Kümbeti (Ahlat) :
Meydanlık mezarlığının güneyinde, Van gölüne oldukça yakın bir yerdedir. Ahlat kümbetlerinin en büyüğü olduğu için “Ulu Kümbet”de denilmektedir. Kitabesi olmadığı için yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Diğer Selçuklu kümbetleri gibi iki katlıdır. Alt kat mezar, üst kat ise mescit olarak yapılmıştır
Şeyh Babo (Üryan Baba) Türbesi (Bitlis) :
İnönü mahallesinde bir yamaçta bulunan türbenin kitabesi yoktur. Ancak içindeki mezar taşında 1834 tarihi yazılıdır. Halkın önemli ziyaret mekanlarından biridir.
Abdurrahman Gazi Türbesi (Ahlat):
Sahabe-i Kiramdan olan bu zat,  Hz. Ömer zamanında 641 yılında bölgeyi fethetmekle görevlendirilen El-Cezire Komutanı İyaz Bin Ganem komutasında olup Ahlat’ın fethi sırasında burada şehit düşmüştür. Geç dönem Ahlat Kümbet mimarisine uygun tarzda yapılan türbesi yoğun ziyaretçi potansiyeline sahiptir.
Ahlat Selçuklu Mezarlığı :
200 dönüm alana kurulan Selçuklu Mezarlığı, yalnızca Anadolu’nun değil, tüm İslam dünyasının en büyük mezarlığıdır. Mezar Taşları ait oldukları dönemdeki inançlar ve tarih açısından büyük ipuçları verir.Üç ana tip mezar taşı vardır;
1-Şahideli Mezarlar: Orta Asya’da 7. yy.da görülen stilize insan heykellerinin İslami etkiyle değişime uğramış örnekleridir. Üzerinde Şamanizm inanışının 12 Hayvanlı Türk Uygur Takviminin hayvanlarından örnekler yer alır.
2-Sanduka Mezarlar: Makamlar genelde bu mezar taşlarında görülür.
3-Kurgan (Oda) Mezarlar: Bunlar Orta Asya Türk Tümülüs mezarlarıdır. İçlerindeki cesetler genelde mumyalıdır. Zenginler ve beyler için yapılmıştır. Yaklaşık 12 tane tespit edilmiştir.
Hatuniye (Hazo) Hanı  :
İl Merkezinde aynı adla anılan köprünün yanı başında bulunan bir handır. Kitabesine göre bu yapı 1626 yılında yenilenmiştir. Abbasilerden Sultan Evhadullah Hanın kızı Hamu Hatun tarafından XI. Yüzyılda yaptırıldığı söylenmektedir.
Papşin (Hüsrev Paşa) Hanı  :
Bitlis-Tatvan karayolu üzerinde bulunmaktadır. Beylerbeyi Hüsrev Paşa tarafından XVI. yüzyılda yaptırıldığı rivayet edilmektedir. Dikdörtgen planlıdır. Muntazam yontulmuş Bitlis taşlarından inşa edilmiştir. Üstü düz damla örtülüdür.
Başhan Hanı  :
Bitlis-Tatvan karayolu üzerindedir. XVI. yüzyılda Van Beylerbeyi Hüsrev Paşa tarafından yaptırıldığı rivayet edilmektedir.
El Aman Kervansarayı:
Bitlis-Tatvan yolu üzerinde olan kervansaray, 1502 yılında Van Beylerbeyi olan Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır. 90 m. uzunluğunda 70 m. genişliğindeki bu nadide eser, Anadolu’nun en büyük kervansaraylarından olup yer yer yıkılmış olmasına rağmen bütün görkemiyle çekiciliğini korumaktadır. Turizm hizmet endüstrisi için önemli bir potansiyel niteliğindeki bu şaheser, bölgesel hareketlilikle paralel olarak aktivitesine kavuşacaktır.
İlimiz sınırları içerisinde bulunan diğer han ve kervansaraylardan başlıcaları şunlardır. Şerefiye, Arasa, Yusufiye, Duhan ve Kokoz Zal Paşa Hanlarıdır.

BİTLİSİN MEŞHURLARI
Bitlis'te Beşminare Hikayesi:
Rus işgali sırasında Bitlis, bir harabe şehir görüntüsü alır. Düşmanın çekilmesinden sonra savaş esnasında Bitlis’ ten kaçan bir baba ve oğul, Bitlis’e dönmek üzere yola çıkarak şehre hakim konumdaki Dideban Dağı eteğine varırlar. Baba, şehirde canlı kalıp kalmadığını öğrenmek için oğlunu şehre gönderir. Bir süre sonra oğul geri döner ve uzaktan babasına şöyle seslenir : “ Şehirde yaşama dair hiçbir iz yok; sadece beş tane minare ayakta kalmış.” Bunu duyan baba yıkılır ,diz çöker ve şöyle bir ağıt yakarak oğlunu yanına çağırır.
“Bitlis’te beş minare,  beri gel oğlan beri gel.
Yüreğim dolu yare,  beri gel oğlan beri gel.”  
Bu ağıt zamanla  türkü ve manilere konu olarak günümüze kadar gelir.
Bitlisin Tarihi Evleri:
Genellikle yüksek bir duvarın sokaktan ayırdığı, dışa kapalı fakat o ölçüde içe doğru özgür ve özgün bir mimari anlayışı yansıtan Bitlis evleri ; düzgün kesme taştan, üzeri düz toprak damlı olarak inşa edilmişlerdir. Dıştan donuk bir mimari özelliği gösteren yapıların taç kapılı girişleri, sanki gerçek gizemin evlerin içinde olduğunu gösterir. Bitlis evleri,bu kapılardan içeri girildiğinde taç döşemeli avlular ve çeşitli meyve ağaçlarının süslediği bahçeleriyle insana açılan ferah bir dünyanın kapıları gibidir.
Bitlis Kalesi:
Bitlis Kalesi Şehir merkezinde sert bir kaya bloğu üzerindedir. Şimdiye kadar bilimsel bir araştırmaya yönelik herhangi bir çalışma yapılmadığı için, içinde barındırdığı tüm esrarıyla ve  bütün görkemiyle ayakta durmaktadır. 
Yazılı kaynaklarda; M.Ö. 330 tarihinde Büyük İskender’in  komutanlarından Leys Bedlis tarafından yaptırıldığı, çevresinin 2800 metre,  yüksekliğinin 56 metre ve sur kalınlığının 7 metre olduğu,  üstünde muhteşem bir han sarayı ile 300 ev, 1 han, 1 cami, ayrıca  aşağı kalede ise, iki başı demir kapılı bir çarşı, bir bedesten ve birkaç yüz evin bulunduğu  belirtilmektedir.
Günümüzde sadece kale mevcut olup, zaman zaman yapılan onarımlarla muhteşem görünümünü korumuştur.
Bitlis Tütünü:
Dünyaca ünlü Virjinya tütününe denk kalitede olan Bitlis tütünü ile ilimizdeki sigara fabrikalarında; filtreli filtresiz Bitlis, Tekel2000, Best, Kansas, Samsun ve Maltepe sigaraları üretilmektedir. Ayrıca, sarma tütün yöre insanının vazgeçemediği içeceğidir.
Bitlis Balı:
Bitlis, Türkiye’ de en çok bal üreten iller arasındadır. Coğrafi konumu itibariyle dağlık ve yayla olması, temiz tabiatı ve çok çeşitli kır çiçekleriyle Bitlis ve yöresi, arıcılık için çok müsait bir konumdadır. Altın sarısı, saf, katkısız Bitlis balı; besleyici, yiyene şifa dağıtan nitelikte olup, misafirlere en güzel ikram, dostlara en güzel Bitlis armağanıdır.
Büryan Kebabı:
Anadolu’nun bazı yerlerinde yapılan tandır kebabından çok farklı bir şekilde yapılan büryan için “Hevur” denilen erkek keçi eti tercih edilir, bulunmadığı taktirde erkek koyun eti kullanılır, kebap ağzı kapalı tandır içinde ateş değmeden kendi buharında pişirilir. Büryanın sıcağı makbuldür. Bunu temin için büryancı uzun müddet sıcaklığını muhafaza eden tandıra soğuyan gövdeleri tandıra indirir ve servis için tandırdan sıcak gövdeleri çıkarır.Büryanla beraber garnitür olarak yaygın bir şekilde yaş üzüm tercih edilir. Evlerde böyle bir kebap olanağı olmadığından, sadece büryancılardan temin edilir. Etteki besleyici maddelerin kaybolmamasından dolayı besin değeri oldukça yüksek ve oldukça lezzetli bir yemek türüdür.
Adilcevaz Cevizi:
Bitlis yöresinde yetişen kaliteli ceviz çeşitleri içinde önemli bir yeri olan,  tanelerinin büyüklüğü ve doyumsuz lezzeti ile Adilcevaz Cevizi, ünü ülkeye yayılmış, uğruna her yıl hasat mevsiminde şenlikler düzenlenen bir yiyeceğimizdir.

BİTLİS TURİZM
Kültür Turizmi:
Zengin bir tarihsel potansiyelin sahibi olan ve Urartular’dan başlayıp, Osmanlılar’a kadar uzanan çeşitli medeniyetlerin uğrak yeri olan Bitlis, tüm bu dönemlere ait sayısız tarihi eserleri ile tam bir “ Açık Hava Müzesi” görünümündedir. Tarih boyunca çeşitli medeniyetleri kucak açan Bitlis’te,  bu dönemlere ait daha önce detaylı olarak tanıtılan pek çok kale, camii, medrese, türbe, köprü ve kervansaray yapıları bulunmaktadır.
Kış Turizmi:
Kış mevsiminde Bitlis'te kayak sporu, bütün canlılığıyla yediden yetmişe her kesimin kış eğlencesi olmuştur. Türkiye’ nin en eski ve en uzun kayak pisti tesislerinden birine sahip olan ilde, kayak sporunu doyasıya yaşamak isteyen misafirlerini ağırlayacak kapasitedeki kayak evi, konuklarını beklemektedir. Ayrıca; bölgenin Kış Sporları Merkezi olmaya aday Nemrut Kayak Merkezi’nin kısa sürede hayata geçirilerek bu doğal potansiyelin bölgesel ve ulusal turizm hareketlerinden hak ettiği payı alacağı yetkililerin beyanları arasındadır.
Deniz Turizmi:
Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü’nün üçte ikisi Bitlis sınırları içindedir. Gölün dışarıya akan bir ayağı olmadığından suyu acı, tuzlu ve sodalıdır. Vangölü; yolcu ve yük taşıyan gemileri, iskele, ada, yarımada, koy ve körfezleri ile adeta bir denizi andırır. 600 km. ye varan sahillerinin büyük bir bölümü doğal plaj niteliğindedir.Ayrıca; Nemrut Krater Gölü, Nazik Gölü, Arin ve Aygır Gölleri su sporları ve olta balıkçılığı için uygundur.
Termal Turizm:
Fay hattı üzerinde bulunan Bitlis’in merkezinde ve çevresinde sayısız kaplıcaya rastlanır. Bunlardan bazıları; Güroymak Budaklı Kaplıcası, Ilıcak (Germav) Kaplıcası, Yam Kaplıcası (Acısu), Tatvan Develer Suyu, Nemrut Kaplıcaları olarak sıralanabilir.
İnanç Turizmi:
Bitlis'te bulunan cami ve türbelerin birçoğu ibadete ve ziyarete açık olup, inanç turizmi açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Müslümanlıktaki ziyaret adabına ve geleneğine uygun olarak ziyaretler yapılmaktadır.

İLİN COĞRAFİ KONUMU
Genel Konumu :
Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan Bitlis İlimiz, 41º 33º ve 43º 11’ doğu boylam ve 37º 54’ ve 38º 58’ kuzey enlemleri arasında kalmaktadır. İlimizin doğudan Vangölü, güneyden Siirt ilimiz, batıda Muş ilimiz, kuzeyden de Ağrı illerimiz çevreler. Karasal iklim özelliği gösteren Bitlis ilimiz, gerçekte doğunun sert ve karasal iklimiyle Akdeniz iklimi arasında bir geçiş niteliği göstermektedir. İlimizde kışlar soğuk, yazlar ise sıcak ve kurak geçer. Yağış ortalaması 975,7 m3 ‘tür.
Dağlar :
İlimiz topraklarının yaklaşık % 71’ lik bölümünü kaplayan dağların yükseklikleri genellikle 2000 metreyi aşmaktadır.  Sayılı volkanik dağlardan olan Nemrut ve Süphan ilimiz sınırları içerisinde yer almaktadır.
Süphan Dağı : 
İlmiz kuzeydoğusundaki Süphan dağı 4058 metrelik doruğuyla ülkenin ikinci yüksek dağıdır. Tipik bir volkan olan dağ, sıvı lavlar, sünger taşları ve küllerden oluşmuştur.
Nemrut Dağı :
İlimiz topraklarının kuzeyinde yer alan volkanik Nemrut Dağı’nın yüksekliği 3050 metredir. Kesik bir koniyi andıran bu dağın tepe çapı 6 km² ‘dir. İç kısmında 6 km uzunluğunda, 2 km genişliğinde tatlı su gölü etrafında sıcak su kaplıcası ve buhar kaplıcası vardır.Nemrut Dağı en son 1441 yılında faaliyet göstermiştir.
Ziyaret Dağı :
İlmizin kuzeyinde, Süphan dağının batısında yer alan Ziyaret Dağı düzenli bir sıradağ durumundadır. Dağın yamaçları dik ve oldukça bozuk görünümlüdür. Sıradağın en yüksek noktası 2542 metredir.
Yaylalar ve Platolar :
Yayla ve plato tanımına uyabilecek düzlükler ilimiz topraklarının % 19’unu kaplar. İlimiz topraklarının % 3’ü yayla ve % 6’sı da plato şeklindedir.
Akarsular :
Van Gölü yakınlarından çıkan ve bölgedeki dağları, vadilerin arasından ilimiz sınırları dışına çıkan Garzan ve Bitlis çayları; Güzeldere, Ağkıs ve Orans dereleri ile ilimizin kuzeyinde doğan Karasu başlıca akarsularımızdır. İlimizin yörece diğer suları arasında da Botan Çayı ile Kömüs, Rabat, Tıkılban, Avih, Kurtikan, Kotom, Sor, Yam, Bıgçık, Armuç, Çalahan, Mutki, Karza ve Kesan dereleri sayılabilir.
Göller :
İlimizde yer alan en önemli göl Van Gölü’dür. İlimizin diğer gölleri arasında Nazik, Arin, Aygır Nemrut Gölleri ile Süphan Dağı üzerindeki on kadar küçük krater gölü sayılabilir.
Van Gölü :
Yurdumuzun en büyük gölü olan Van Gölü 3765 km² alana sahip olup, yarısından çoğu İlimiz sınırları içerisindedir. Batısında Tatvan İlçemiz, kuzeyinde Ahlat ve Adilcevaz İlçelerimiz, güneyde ise Reşadiye Bucağı ile çevrelenmiştir. ilimiz sınırları içindeki Van Gölü sahilleri dünyada eşine ender rastlanan doğa güzelliklerine sahiptir. Feribotlarla Tatvan-Van demiryolu bağlantısının sağlandığı Van Gölü’müz, ilimiz sınırları içinde bulunan kıyı şeridi; kumsalıyla, güneşiyle, suyunun berraklığı ile tarif edilemez değerlere sahiptir. Kara parçalarının göle uzantısıyla meydana getirdiği yarım adaların doğal yapısıyla, yeşilin ve denizin kucak kucağa bütünleştiği görüntüsüyle eşsiz bir doğa harikasıdır.
Nazik Gölü :
İlimizin kuzeyinde bir lâv seddi gölü olan Nazik Gölü’nün yüz ölçümü yaklaşık 30 km²’dir. Denizden 1870 m. yükseklikteki, kar suları ve çevredeki kaynak sularıyla beslenen gölün derinliği 50 m. olup, gölde sazan balığı avcılığı da yapılmaktadır.   

Arin Gölü :
İlimizin kuzeyinde, Van Gölü’ne oldukça yakın olan Arin Gölü’nün yüz ölçümü yaklaşık 13,5 km²’dir. Van Gölü’ndeki bir koyun ağız kesiminin dolmasıyla oluştuğu sanılan Arin Gölü’nün suları sodalıdır. Su düzeyi Van Gölü’nden 5 m. kadar yüksektir.
Aygır Gölü :
Süphan Dağı’nın güneyinde, dipten kaynayan suları tatlı olan Aygır Gölü’nün alanı 3,5 km²’dir. Balıkta avlanabilen gölün kenarları sazlık ve kamışlıktır.
Nemrut Krater Gölü :
1440 yılında son kez püsküren yanardağın soğumasından sonra oluşan Nemrut Krater Gölü, bir dünya harikasıdır. Tatvan’dan kara yoluyla Nemrut’un zirvesine çıkıldığında. Bir tarafta Van Gölü’nün uçsuz bucaksız görüntüsü diğer tarafta ise 13 km² genişliğindeki Nemrut Krater Gölüyle karşılaşır. Biri büyük, öteki küçük iki gölden oluşan, yer yer sıcak suların kaynadığı ve buhar sızıntılarının gözlendiği dağda 68 adet volkanik çıkış merkezi tespit edilmiştir. Türkiye’nin en büyük krater gölü olan Nemrut; efsanesi, volkanik yapısı, buhar tedavisi ve muhteşem görüntüsüyle 3200 m. yükseklikte keşfedilmeyi beklemektedir.
Bitki Örtüsü :
İlimizin bitki örtüsü, iklim özelliğine bağlı olarak değişiklikler göstermektedir. İlin kimi yerlerinde orman örtüsü ile bozkır yan yana görülmektedir.